Genel

ASLA VAZGEÇME

Orta yaşlarında bile olmamana rağmen sen de herkes gibi şimdiki zamanın deformasyonundan şikayet edenlerden misin?Daha da kötüsü artık yapılabilecek bir şey kalmadığına ve yaşamın ilerleyen zamanlarda daha da kötüleşeceğine mi inanıyorsun?

O halde yazacaklarımı lütfen biraz daha düşünerek oku.

İnsanoğlu hiç yoktan; var oluşsal süreçlerini tamamlayıp ,günümüz teknolojisine ulaşana kadar ne zorluklarla karşılaştı; düşünsene, mağarada yaşıyorsun ve çocuğun duvarları çiziyor:) At yapıyor, eşek yapıyor, avlanan adam yapıyor:) Sen o anda ateşin keşfedilmişliğinin rehavetiyle yerinden şöyle bir doğrulup küçük bir odun parçası atıyorsun oğlanın başına:) “Çizme duvarları “diyorsun belki de:)

Bugün ise bir yaşında yeni yeni yürüyen yumurcak çiziyor duvarları, hem de doğalgazla ısınan, içinde elektrik, su ve telefonun da bulunduğu o zamanın şartlarına kıyasla ultra lüks daireni… Çocuk iç güdüsel olarak o zaman ki yumurcakla aynı davranışsal hareketi tekrar ediyor çünkü gen hafızasında var. Gelecek nesillere iz bırakacak. Baba avlanmadığı; anne de sabahtan kalkıp işe gittiği için, rol modeli olmadığından kafasında dolaşan tilkilerin birbirine karışan kuyruklarını resmedebiliyor lisanı dilince…:)

Anlayacağın zaman aynı zaman ama şartlar değişiyor, değiştiriliyor belki de.

Bunun  farkındalığına varabilmek kırılım noktamız olacak belki de ,

Gen hafızamız var olduğu sürece etrafımızda ne değişirse değişsin bizler her zaman geçmişimizle bağlı olacağız. Burada önemli olan bunun farkında olmak ve geleceğe , değişime karşı umutsuzluğa kapılmamak.

Bu gün var olan ama geçmişte olmaz zannedilen ne varsa oldu, görüyorsun.

Nice savaşların, yıkıntıların, yoklukların altından insanoğlu; tekrar tekrar filizlendi, boy verdi.

Yine verecek!

Ümitkar olduğun sürece döngü yavaşladığı yerden ivmelenmeye; rengarenk çiçekler açmaya, uçurtmalar gökyüzünde süzülmeye, neşeli çocuk sesleri sokak aralarındaki oyun alanlarını şenlendirmeye devam edecek.

Yeter ki yeise kapılarak önce toplumdan, ardından da kendimizden beklentilerimizi bitirmeyelim. Beklentinin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyacağımız harekete geçme azmimizden de taviz vermeyelim.

Hangi şartlar altında olursa olsun yaşamak; ölmekten daha hayırlıdır diye düşünüyorum çünkü yaşadığın sürece umudun yeşerdiğini görebilirsin.

Yılmadan, yorulmadan değişimin çanlarını çalmaya devam etmelisin. Etmelisin ki bu sesi duyanlar, senin rahatsızlıklarını bertaraf edebilmek adına  kendileri rahatsız hissedebilsinler.

O halde ne yapıyoruz?

Zilleri takıp oynuyoruz, yeni bir mücadele ruhu ayyuka çıkana kadar…:)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu