VOİLA…

Yalnız ve savunmasız bir ruh haliyle nereye tutunacağını bilemez bir halde sağa sola saldırıyorsan…
Sakin ol ve derin bir nefes çek ciğerlerine…
Sonra ayağa kalk ve pencerenden dışarı bak, bir düşün…Çünkü dün olduğu gibi bu gün de güneş doğdu… Karşı kaldırımda; sabah telaşesiyle sağa sola koşturan insanları gözlemle… Gece boyunca es verdikleri; beyinlerinden geçen binlerce düşünce, uykudan uyandıkları andan itibaren, daha yataktan kalkmadan, yine yaşamlarının ayrılmaz birer parçası olarak omuzlarının üzerinde güne başladılar.
Düşünsene; dün bütün gün; bir önceki günlerde ve geçen yıllarda olduğu gibi…Çarkın alışılagelmiş rutininde yaşandı, bitti herşey… Yaşadığımız şu anda, iyiyi ve kötüyü harmanlayan bu kısır döngü, nefes aldığın müddetçe gelecek günlerde de aynı şekilde yaşanmaya devam edecek.
Güneş; yine yeniden… Sen istemesen de doğacak… Her sabah olduğu gibi bu sabah da Afrika’ da bir ceylan bir aslana; bir aslan, bir avcıya av olacak. Metropoller’ de büyük balık Nemo’lar, küçük balık Kimo’ları yutacaklar. İnsandan doğanlar, öyle sudan sebeplerden doğanın ahengiyle oynayacaklar ki gözünün üzerinde kaş olması bile bu döngüde ihanet sayılacak. Asla kimseye yaranamayacaksın…
İnsan olmanın gerektirdiği hasletler birer ödül, yabancılaşma kaderin olacak. En acısı da kendinden başlayacaksın bu yabancılaşmaya. Adını koyamadığın, anlam veremediğin düşünceler kuşatacaklar seni. Ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgide yürümeye devam ederken, bazen sen önünde gidene çelme takacaksın, bazen de arkandan gelen seni itekleyecek. Bu yolculukta dengede kalabilmeyi öğrenenler hayatta kalmayı başarabilecekler.
Küçücük dünyanda kocaman sorunların olduğunu düşünen sen! başkalarının dünyalarındaki sorunlarıyla yüzleşince, sessizce şükürler edip, kabul formunda tevekkül güzellemesiyle yaşamına devam edeceksin. Bu sirkülasyonda gerçek anlamda değişmeyen tek şey sen olacaksın. Hayatının tüm evrelerinde, farklı kimlik ve rollerle yaşantına dahil olan insanlar, hayatında bulunma görevlerini yerine getirir getirmez, sessizce, belki de bağır çığır çıkacaklar hayatından…
Çıkacaklar ki yeni hikayelerine yer ve zaman açılsın. Hayatın dümdüz ama çapraşık yaşamlarında, her kaybediş, farklı bir kazanış olarak geri dönecektir sana… Sadece bakmayı ve yorumlamayı doğru bilmen yeterli…
Canını yakanlara, seni rutinin bir parçası olmaya zorlayanlara direnme sakın… Aynı kalıplarda, aynı düzende yürüdüğünü, bütünün bir parçası olduğunu kanıtla ama asla!!! Asla, gözlerini kapatıp hayal dünyasına daldığında, gri renkli bir gökyüzü altında görme rüyalarını… Tüm renklerin canlılığı içinde kuş cıvıltılarıyla koş güneşe doğru… Öyle hızlı koş ki; rutin çarkı yetişemesin sana, kötüler birbirlerini yesin, yorulsunlar. “Aman boşver, kim uğraşır bu deliyle” desinler…
Sonra; öyle hızlı dön ki kendi etrafında, ivmelenen bedenin gökyüzüne doğru yükselsin. Yükselsin ki güneşe dokunabilesin… Ama;
Dokunduğun anda yanacağını da bilmelisin… Her güzel şey can yakar çünkü, o yüzden haydi uyan artık… Geceden sandalyenin üzerine çıkarttığın gri takımlarını giyin yine. Şimdi hazırsın.
Yeni günde, yeni umutlarla eski alışkanlıkları alt etmeye çalışmaya…
Şunu da asla unutma!
Bedenini ipotek edebilirler ama ruhunu asla!!!
Voila! Voila! Voila!…




