Genel

BAHAR…

Alını kırmızısını; yemyeşil entarisini giyindi yine kuru dallar… Bir çingenenin şen şarkılarıyla, tatlı meltem esintisi eşliğinde coşkuyla dans ediyorlar sanki, tabiata geldi bahar…
Uzun zamandır bahar gelecek beklentisiyle geçen kıştan tohumlanan kalplerde de zamanlıca çiçek açtı tüm umutlar… Geleceğe dair beklentiler, kaldıkları yerden tekrar yeşermeye başladılar.

Beton duvarların arasından vasıfsızlığına rağmen baş veren yeşil bir otun yaşama azmini görünce, Doğa Ana’ya bin kere milyon kere şükran dolu baktı insanlar…

Şimdilerde; güneşin sıcak yüzüyle uyanan doğanın bu baş döndüren güzelliği bulandırıyor aklımı…

Arnavut bir kaldırımda yürüyorum sanki, dengemi korumaya çalışarak… Her bir taşın bir sonrakine mesafesini, sağdan sola, soldan sağa kaçar tane olduklarını hesaplıyorum, istemsiz olarak… Aynı anda da, biraz ileride, kiraz ağaçlarıyla çevrili bir bahçede, kirazların ne çok, ne tatlı olacaklarını düşünürken; yeşil yaprakları kollarını gizleyecek çoğunlukta ve bahçenin tam ortasında boy vermiş olan bir erik ağacı ilişiyor gözüme…”İnşallah” diyorum içimden: “bir karayel esip, don vurmadan sen de hasretine kavuşabilirsin…” dileğiyle…Tedbir al ve tevekkül et niyetiyle;
“Vuslatların fragmanlarında olduğu gibi, tüm benliğinle umut ederken…Ve bu umuttan ördüğün kendirden iplerle sıkı sıkıya hayata bağlarken belini, benliğini sürükleyip götürecek bir selin olasılıklarındaki hüzünle hazanı yaşatma kalbine” diyorum…
Rumi’nin de dediği gibi:
“İnsanın yaşamı boyunca karşılaşabileceği tüm olasılıklar mana aleminde tek tek yerlerini alırlar. Sana ise sadece o olasılıklardan birini ( kendin için en doğrusu olduğuna inandığın kaderini) seçmek kalır.”
O halde kader, yazılı bir matbu değil aksine, olasılık havuzundan çekip alınacak bir tercih kombinasyonu, inanıyorum…
Bu kombinasyonda; ister kötü anlarını yan yana yaz ve çarp, virgülün ardından sonsuzluğa uzayıp giden bir pişmanlıklar denizin olsun;
Ya da; kabuk bağlayan yaralarına sevin…Deşme, kanatma… Bırak iyileşsin… Olasılıkların, pozitif tercihlerinden sıralanmış olsun ve şimdi işlemin devamlılığı gereği, yan yana yazarak çarp onları… Virgülün sağ tarafından sonsuzluğa doğru uzanan mutluluğunu izle…
Mana aleminden çekip aldığın bahar kokulu olasılıkların şekillendirsin hayatını…
Üzme! Üzülme!
Bırak; gözünün yaşları yerine,yağmur damlacıkları sırılsıklam etsinler yüreğini… Rüzgarda üşümekten, güneşte terlemekten korkma… Hasta bir bedene dayanmanın, hastalıklı bir ruha sahip olmaktan yeğ olduğuna inan…
Elbette; acılar da dokunacaklar yüreğine…Korkma, üzülme!
Sadece nasıl baş edeceğini, zamanı geldiğinde, her şeyde bir son olduğu gibi,ızdırabının da sonlanacağını bil…
Tıpkı kara kışların ardından gelen bahar gibi…
Bir aylığına açan Sakura çiçeklerinin yaşattığı yaşama sevinci misali, kısacıkta olsa hayatın tadını çıkart. Çünkü bu hayattan sende de sadece bir tane var ve güven bana, telafi edilemeyecek kadar hızlı geçiyor ve yalancılar…
Hadi bak artık geldi bahar…
Yalan ya da doğru bilinmez ama dallarda tomurcuklar var…
Ve tekrar açmaya hazırlar…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu