Yaşam

Keşke Dememek İçin

Zamanın hızına yetişemiyorum. Hele de içinde bulunduğumuz şu kasvetli “korona” günlerinde geceyi ve gündüzü Hint dizilerinin başlama ve bitiş saatlerine göre tayinleyebiliyor oldum. Yapmak istediğim fakat bir türlü start veremediğim o kadar çok işim var ki. Her birini sıraya koymaya, izole günlerde kafamda biriken sorumluluklarının sıkıntısını tek tek çözümlemeye çalışıyorum. Ama olmuyor.İnat yaparcasına, ne zaman bilgisayarı veya telefonu elime alsam ya dikkatim 24 saat yayında olan Hint dizilerine kayıyor ya da uykum geliyor. ”Amaan sonra hallederim, ölmeyecek miyim ya!” demotivasyonuyla her şeyi bir kenara bırakıp usulca koltuğuma uzanıyorum. Dünya işi bu biter mi hiç? Ömür biter, iş bitmez. Nafile şeylerle zamanını öldürürsün, hem de işkence ederek. Öyle bir etkilemiş ki bu diziler beni, meselâ, Çutki karakteri, Batki’yle buluşup yengelerine hazırlayacakları tuzakları organize edene kadar, ana karakterimiz Tapki yengenin mutfaktan oturma odasına geçişi üç bölüm sürüyor. Ee bu kadar zamanda da uzandığım yerden amaçsızca bu işkencenin son bulmasını dilerken, diğer taraftan uyuşturucu gibi ruhuma nüfûz eden Hint’lilerin entrikalarının sonuçlarını merak etmekten de kendimi alamıyorum. Korona’dan bile tehlikeli bir hastalık bu Hint dizileri. Seni 24 saat televizyonun karşısına hapseder, kılını bile kıpırdatmaya fırsat bulamadan en kıymetlimiz olan ”zaman”ı hiç bir sosyal öğretisi olmayan bir hiç için heba edersin.

Şu anda televizyon esaretimden kalkmayı ve yazımı tamamlamayı hedefliyorum. Keşkeler üzerine yazmak istedim. Herkesin hayatında en azından bir kez tekrarladığı,içinde bir çok kalp kırıklıklarını barındıran, anlamlı kelime: ”Keşke”

Benim hayatımda biriktirdiğim keşkelerim, iyi ki(!)lerimden fazla değil. Bunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim. Mutlu olmanın temel prensiplerinden biri de bu bence. Hiç bir zaman sonradan pişman olacağını bildiğin halde duygularını ifade etmekten çekinmemek.Bunu yapabilmenin doğru yolu pozitif duygu akışının önüne set çekmemek, onu kast ediyorum, HER AKLINA GELENİ DİLİNDEN DÖKMEYİ DEĞİL.

Mesela karnın açtır ve kardeşinin evinde misafirliktesindir. Yengen nezaketen sorar” kahveden önce atıştırmalık bir şeyler hazırlamamı ister misiniz?” Çekinir” hayır, teşekkürler” dersen dört saat boyunca evine dönene kadar kuru kahvenin acı tadıyla mideni hasta edersin. Gittiğin evde ne sohbetten ne de ziyaretten zevk alırsın . Açlık yanına kâr kalır.

Ya da üniversite sınavlarına hazırlanmak amacıyla dershaneye gidiyorsundur, bir sürü akranının içinde öğretmenin anlattığı matematik problemini anlamadığını fark edersin ve parmak kaldırır” bu soruyu anlamadım Hocam ” dersin. Öğretmenin tekrar tane tane anlatır. Dinlersin ama nafile yine anlamadın:) Sırf aptal durumuna düşmemek için ”anladın mı çocuğum?”sorusuna ” evet Hocam!” karşılığını verir ve konuyu kapatırsın. Daha önce hiç başıma gelmedi deme, yemezler:)

Dur bak en can alıcı örnek geliyor:

Aşıktırsın mesela, her gün görüşüyorsunuz, çok samimi ve içten davranıyor sana,hissediyorsun işte O da sana aşık! Ama ne hikmetse duygularını dile getiremiyorsun. Ya yanlış anlıyorsam, açılırsam ve arkadaşlığımız bozulursa diye korkuyorsun. İki senaryo yazılabilir böyle bir durumda:

Birincisi;”Seviyorum ulenn!” dersin,boynuna atılmasını beklersin ve öyle de olur( inşâAllah)

İkincisi;”Seviyorum ulen!”dersin (tek n ile bitirdim dikkatini çekerim🤷‍♀️)İşte o tek ”n” nin eksikliği, bir krize yol açar ve yanağına şaplağı yersin.:)

Her iki durumda da karşılaştırma yapsak, söylemek ya da söylememek arasında tercih yapmak durumunda kaldığında, içinde tutmayı ve ömrün boyunca acabalarla yaşamayı tercih etmek mi en doğrusu olurdu ki bu her olumsuz gönül ilişkinde sana kocaman bir ”keşke söyleseydim, doğru insan O’ydu” duygusuyla geri dönecekti.İnan bana mutluluğu geçmişinde yaşattığın fakat hiç bir zaman sana ait olmamış birinin varlığına entegre etmek hastalıklı bir duygu,

Ya da ”iyi ki söyledim en azından içimde kalmadı, rahatladım”demenin dayanılmaz hafifliğiyle hayatına kaldığın yerden devam etmek mi isterdin? Aşk acı ama bir o kadar da güzeldir..İçinde durup karın ağrısı olacağına , dışarı dök oyun havası olsun demişler Fikirtepe’li büyüklerimiz:) Doğru söze ne denir?

Hayat , her anının tadını çıkartmaya değecek kadar güzel. O yüzden pozitif bağlamda;

Düşünüyorsan, yaz

Hissediyorsan, söyle

Bu hayat Senin , Onu, kimsenin pişmanlıklarla şekillendirmesine ve zamanından çalmasına izin verme, keşke dememek için

Hint dizilerinden uzak dur;)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu