HER AN…

1996 senesinden 2023′ e; geçmişten geleceğe, hem gönderen, hem de alıcı olarak mektup postalayan ben, üç yıl sonra annemlerin ev adresine gelecek olan postamın buruk heyecanını duymaya başladım. Zamanda yolculuk yapan biri gibi hissediyorum. İlk gençlik yıllarımın toy kelimeleriyle yazılmış, zamanın ekonomik ve sosyal durumlarından dem vuran, o vakitler ufak bir bebek sahibi,eşini askere yollamış ben… Geleceğe ”umut dolu yarınlar” klişesiyle bakan, doğmamış çocuklarına selam gönderen, belki de vefat etmiş olabileceğimi varsayarak mektubu okuyanlardan birer Fatiha okumalarını istirham eden…
Yıllar su gibi akıp geçmiş, hiç anlamlandıramadan. Hayatımın bir kesitinde rol oynayan arkadaşlarım, komşularım, aşık olduklarım, nefret ettiklerim.. Hepsi birer film şeridinde saklı şimdi, arada bir gözümün önünden geçiriyorum o şeridi tıpkı eski Türk filmlerinin Adile Naşit’li, Münir Özkul’lu jenerikleri gibi..Tatlı bir tebessüme, yaşlarla dolmuş gözlerim eşlik ediyorlar. Eskiye dair her şeyi, herkesi özlüyorum. Toprak yolları, sobanın sıcağını, amcamın kırmızı renkli Hacı Murad’ını, Topkapı’nın kalabalık telaşını, Yavuz’u özlüyorum.Kafkas Halk Oyunlarında ekip liderliğini paylaştığımız,yaz tatilinde Tekirdağ’daki yazlıklarında bisiklet sürerken bir aracın altında kalarak ölen arkadaşım Yavuz’u..
Bir gün benim hikayem de hikayeleri bitmiş olan herkes gibi sona erecek, bunu biliyorum. Tek isteğim bu gemiden mutlu inebilmek. Bunu başarmak için ”anı” yaşamanın gerekli olduğu görüşüne inanıyorum. An ve anı .. Her anım bir anı..Saliseden de kısa bir sürede yaşanan o ”an” geçer geçmez bir anda ”anım” oluyor, ne tuhaf değil mi? Anılarını, her anını ( zamanını ) harcayarak biriktirebiliyorsun. Hayatının nasıl veya ne kalitede yaşandığı ikinci planda kalıyor aslında.Fakir ya da zengin olarak yaşlanmanın hiç bir anlamı kalmıyor düşünürsen, çünkü tüm o biriktirdiğin iyi kötü ”anıların”, harcamış olduğun ve herkes için aynı pahada olan o çok kıymetli ”an”ların, avuçlarından kayıp gitmesiyle oluşuyorlar. Bir yandan kazanırken, diğer tarafta hızla kaybediyorsun.
Bu benim hikayem ve ben bu gemiden mutlu ineceğim..Bunun için kaç ”an” harcayacağıma değil, o ”an”ların keyfini nasıl çıkartacağıma odaklanacağım.
Daha da geç olmadan..




