Yaşam

BU HAYAT BENİM :)

“Mutluluk “… Ne kadar güzel bir kelime…

Dudaklarının arasından çıkar çıkmaz yüz kaslarının gevşemesine ve kalbinin yumuşamasına neden oluyor. İçsel bir rahatlamayla gevşetiyor tüm kasları ve öncesinde yalancı bir gülümseme yerleşiyor yüzlere.. Yalancı da olsa gülümsemek; beyindeki mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor ve bir anda, hiç de yeri ve zamanı olmadığını bildiğin halde, “mutlu“  hissetmeye başlıyorsun.

Bu kadar basit işte..

Mutlu olmanın ve kalıcı bir şekilde bu durumda kalabilmenin sırrı… Kendini olmak istediğin ruh halindeymiş gibi motive etmek…

Aynı şey mutsuzluk duygu durumu için de geçerli.

 Beyninde dönen demotive sözcükler seni en derin kuyuların dibine çekebiliyor bir anda… İstediğin için mutsuz oluyorsun yani, bunu yaşaman için tonlarca nedenin olmasına rağmen, var ama yoklar aslında… Sözcüklere hükmettiğin ve tercihlerini pozitif kelimelerin içinden yaptığın sürece üzülmek uzak sana… Ne olur bunu bil ve negatifi yaklaştırma yanına…

Vücudumuz bir bütün olarak mucizelerle dolu zaten. Ne almak ya da vermek istersen ona müsaade ediyor, fazlasına değil.

O yüzden ruhumuza; neyi, ne ölçüde alıp, ne ölçüde vereceğimize dikkatli karar vermeliyiz.

Çünkü hayatın yarısı hiç de Orhan Veli’nin şiirinde bahsettiği “Otuz Beş Yaş”a tekabül etmiyor artık… Hayat , ciddi anlamda kısa ve yaşanmaya değer o kadar çok şey sırasını bekliyor ki…

Belki fark etmediniz ama zaman yolcularından biriyiz bu dünyada… Hani olağan üstü olayları derleyen videoların içinde bir tane bile olsa konusunun işlendiği zaman yolcuları…

Neden bu kadar şaşırıyoruz ki? Yaklaşık beş milyar yıl yaşındaki Dünya’nın “Milenyum Çağı” nın yolcularıyız biz de… Kimimiz ekonomi, kimimiz business class’ta yolculuk yapıyoruz ama uçak düşecek olsa bunun pek de bir önemi kalmıyor aslında… O yüzden domates suyunu altın varaklı bardakla içmişim, koltukları yatar pozisyona alıp, dış dünyadan bi haber yolculuğa uyuyarak devam etmişim beni pek ırgalamıyor.

Ben; uçağın cam tarafından izlemek istiyorum Dünya’yı… Tüm yeşili, kızılıyla tabiat anayı kuş bakışı izlemek, masmavi denizin, parıldayan güneşin ve içinden süzülürken dağılan bulutların hissettirdiği çocuksu heyecanla yaşamak istiyorum hayatı.

Kavgalardan uzak, bembeyaz elbiseler içerisinde ,yemyeşil bir doğanın içinde kuş cıvıltıları eşliğinde, yalın ayak toprağa basarken birden hızlanmak  , yüzümü gökyüzüne çevirip,kendi etrafımda dönerken bir yandan derin derin nefes almak ve “şükürler olsun Allah’ım” nidalarıyla tüm uyuyan kalpleri uyandırmak istiyorum.

Çok mu şey istiyorum?

Hayat’ı hissederek, doyasıya yaşamak istediğim için suçluluk mu duymalıyım?

Hayır!!!

Bu hayat benim !!!

Ve ben; meçhule giden bu gemiden mutlu ineceğim…

Keyifle…😊

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu