PARÇADAN BÜTÜNE YOLCULUK

Mantığım; “Hayatın bunca çelişkisi arasında var olmamın sebebi, bir anlamı olmalı” diye fısıldadı kulağıma… “O anlama ulaşıncaya kadar devam edecek çünkü tüm bu kaosların…”diyerek de ekledi…
O hâlde; yaşananların ardından ” Neden ben?” demek yerine aslında, “Ne öğrenmem gerekiyor?” a evrilmeli düşüncelerim… İnançlarım tekrar sorgulanmalı.
Belki de yanlış yaptığım ya da yapmadığım bir şeylerin farkındalığına doğru itiyordur kader tüm bu zorlamalarla…
O yüzden yaşama amacımın ne olduğunu, hayatın kafama vura vura öğretmek istediği ne varsa hepsini öğrendim kabul ederek büyük resme bakmaya odaklanıyorum.
Bunca yaşıma gelene kadar yaşadığım her şey aslında beni ben yapan puzzelın herhangi bir parçasıymış meğer… Sadece bu parçaları doğru yerlere koymak ve çalışma bittiğinde biraz geriye doğru çekilerek bütüne bakmak gerekiyormuş. Bunu anladım.
Lao Tzu kadar olmasa da Gandhi perspektifinden bakarak sıralar oldum cümlelerimi… Benim için artık her şeyin bir anlamı var ve tüm bu anlamlar kadersel bir döngüyle birbirlerine sıkıca bağlılar. Ve hayat dediğimiz olgu bizim dışımızda bir iradenin hükmü neticesinde şekilleniyor.
Bize düşen ıssız; puslu bir denizde, içinde bulunduğumuz kayıktaki kürekleri çeke çeke, aslında önceden çizilmiş olan ama bu konuda hiçbir fikrimizin olmadığı rotaya doğru ağır ağır, huzura varacağımıza inancımızı kaybetmeden, sevgiyle ilerlemek…
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Tüm bu bilinmezler içerisinde yapmam gereken, bulunduğum an da kalabilmek ve her saniyesine doyasıya yaşayabilmek olmalı. Çünkü hayat; çok bilinmeyeni olan, bol çarpanlı, çözülemeyen bir denklem. Bu denklemin içinde hangi argümanı sahipleneceğin sana kalmış. X bilinmeyeni mi? 0 yutan elemanı mı daha uygun sana? Belki de 1 etkisiz elemanı olarak yaşarsın hayatını, kimin umurunda?
Senden başka?
Sana senden başka kim yardım edebilir?
İnançlar değişebilir, umutlar tekrar yeşerir. Yeter ki hayata dair sevgini ve Yaradan’a karşı inancını kaybetme…
Kim bilir belki de seni sevdiğinden, kendine daha fazla yaklaşasın diye sıktıkça sıkıyordur. Sen uzaklaştıkça daha da fazla sıkıyor ve kendini hatırlatmak istiyordur.
Böyle olduğu zamanlarda sabrın ne büyük erdem olduğunu anlıyorsun. İçinden ettiğin duaların yekûnünü şu cümle özetliyor.
Tez zamanda selametle ödüllendirilecek sabrın daim olsun.
İnşirah’la…




